Günümüz Din Anlayışı – 1

Günümüz ve hatta çağımız din anlayışı İslam’ın ilk tebliğ edildiği zamanlardan çok farklı bir hal amıştır.Bunun bir çok sebebi var.Günümüzde sık kullanılmaya başlayan “Uydurulan Din ve İndirilen Din” tanımı bunu güzel bir şekilde isimlendirmiş.Bu başlık altında kendi penceremden ve kendi anladığım şekilde dinimizdeki yanlış ve eksik gördüğüm konulardan bahsetmek istiyorum.Dediğim gibi bunlar benim İslam Dininden kendi anladıklarım ve kendi çıkarımlarım.Amacım farklı bir bakış açısı yaratmak sonuçta herkesin düşüncesi kendini bağlar.

Öncelikle din olgusu üzerinde durmak gerekir.Dinler insan varolduğundan beri olagelmiş ve olması gereken bir kavramdır.İnsanlık inanç tarihi dikkatle incelendiğinde her kavimde, toplumda bir şekilde GökTanrı inancı mevcut olduğu görülür.Her birine zaman içerinde farklı isimler,özellikler ve görevler izafe edilmiştir.Aslında bana göre hepsinin özünde Tek Tanrı inancı mevcuttur.Ama çağlar ilerledikçe bu inançlar bozulmuş Tanrı inancıda deformasyona uğramıştır.Bunun içindir ki Yüce Allah her çağa,her topluma insanları uyarmak ve bilgilendirmek için Resuller ve Nebiler göndermiştir.Resul kendisine kitap indirilmiş peygamberler olup Nebiler ise kendisine kitap indirilmeyip kendisinden önceki Resulü ve indirdiği kitabı desteklemekle vazifeli olan peygamberlerdir.Kitabımız Kuran-ı Kerim’de bu peygamberlerin 25 tanesinin ismi geçmektedir.Ama kuvvetli bir rivayete göre 124.000 ile 224.000 arasında peygamber olduğu söylenmektedir.Sayısının çok önemi olmamakla birlikte bence insanlık tarihi boyunca gelip geçen toplumları ve kavimleri düşünürsek daha fazla peygamber olması muhtemeldir.

İslam dininin nazil olduğu dönemde de Allah inancı mevcuttu fakat geçmişte olduğu gibi bu inanış şirke bulaşmış ve hedefinden saptırılmıştı.Yoksa o dönemde de Mekke müşrikleri namaz,oruç,kurban gibi ritüelleri uyguluyorlardı.Fakat kendilerince din dedikleri bu sistem fazlasıyla dejenere olmuş, zengine hizmet eden, maddiyatlaşan bir ortam oluşmuştu.Peygamberimiz böyle bir ortamda efendi-köle, zengin-yoksul, kadın-erkek ayrımlarının çok keskin olduğu bir dönemde bir insanlık çığlığı bir feryat olarak büyük bir devrim gerçekleştirmiştir.Bu seslenişin temelinde insan olmak,zulme karşı olmak, mazlumun yanında olmak, hak ve adalet aramak yatar.Kuran-ı Kerim’in tüm çağlara ve insanlığa getirmiş olduğu temel kavramlar bunlardır.

Bunları günümüze bakıp düşündüğümüzde müslüman toplumu olarak o dönemle aramızda fazla benzerlik olmasa da çok farklı olunduğu da söylenemez.İnsan hakları ,kadın hakları, hayvan hakları konusunda ve hak,adalet, adil paylaşım, insana saygı, çevreye saygı hususlarında çok ama çok geri kaldığımız da gün gibi ortada.Sadece müslüman olarak değil insan olarak düşündüğümüzde hem bireysel hem toplumsal olarak kendimize ve çevremize çok fazla çeki düzen vermemiz gerektiğini görüyoruz.İnsanlığa emanet edilen dünyayı sanki bizimmiş gibi hor kullanmanın dezavantajlarını gene insanlığın kendisi çekecektir.
Bu dünyaya ,insanlığa bir daha peygamber gelmeyecektir, bir daha kitap inmeyecektir.Dinimizin kitabı Kuran-ı Kerim bütün çağlara hitap eden bir kitaptır.Bu kitabı ve mmesajları sadece indiği döneme ait olsun diye değil kıyamete kadar geçecek bütün zamanlara ışık olsun diye indirmiştir.Öyleyse yapılması gereken şey bu kitabın içindeki mesajları sanki Kuran yeni inmiş gibi algılayıp ona göre uygulamaktır.Kuran’ı ve içindeki kelamı günümüzde ve bundan sonraki zamanlarda böyle anlayabiliriz.Böyle anlamadığımız zaman mezarlıklarda ve özel gecelerde anlamını bilmeden okur geçeriz.
Bundan sonraki yazımda dinimizdeki yanlış gördüğüm Kur’an dışı uygulamalar hakkında görüşlerimi paylaşacağım.Unutmayın hayat 1 tane,dünya 1 tane…yani tek şansımız var bunu doğru anlayıp ona göre yaşamalıyız…Sevgiyle kalın.

  • Site İçi Yorumlar
Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478