Unutulmaya yüz tutmuş düğün adetleri

Eskiden günümüze gelen düğün adetlerimiz vardır. Nedir bunlar, gelin evden çıkarken düğün günü, dualarla evden çıkartılır, davul zurnayla çıkartanlar olur, gelin çıkarmasında odanın kapısı tutulur. Bunlar artık genel bir hal aldı. Şehrinden köyüne birçok yerinde yapılabiliyor. Peki ya unutulanlar ya da unutulmaya yüz tutmuş olanlar.

Unutulan ve unutulmaya yüz tutmuş o kadar çok düğün âdeti var ki. Örnek vermem gerekirse;

Ağırlık kaldırma. Bu köy düğünü gibi bir düğün yapacaksanız orada yapılan bir nevi çeyiz sandığı gibi bir şey. Düğünün başladığını haber veren bir sandık diyebiliriz. Salı günü başlayıp Cuma gününe kadar devam eden bir seremoni. Oğlan evince gönderilen sandıktan çıkan hediyeler ve kızın çeyizi kız evinde bir odada iplere asılarak sergilenir ve ziyarete gelen kadınların beğenisine sunulur. Buna da “çevirme” denir.

Şerbet içme gibi bir adet vardı. Yani söz kesildikten sonra yapılan bir adetti. Şimdikinin nişan dönemine denk gelen bir durum. Bu şerbet içme âdeti öğle namazı kılındıktan sonra imam gelin ve damadın ismini zikrederek cami çıkışında şerbet içileceğini duyurup dua eder gelinle damada. Bu şerbet içme olayında damat başlık parası ve geline takılacak altınlar kız evine gönderilirmiş. Ama tabi böyle adetler pek kalmadı.

Yiğitbaşı tutma geleneğinde ise, düğünü yapan kişinin yani daha doğrusu düğünün organizasyonundan sorumlu olan kişi (öyle olacak, bu buraya getirilecek filan) elinde bir sopayla dolaşırmış düğünde. Halaya kaldırdığı kişiler nazlanırsa o sopayla vururmuş.

  • Site İçi Yorumlar
Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478