Almanya’da Sosyal Diyalog

Politik Bağlamı

İş ve istihdam kalitesi, özellikle bu on yılın başlangıcından beri, Avrupa istihdam politikası gündeminde son derece önemli konulardan birisi haline gelmiştir.

Örneğin 2000 yılından beri, Lizbon Büyüme ve İstihdam Stratejisi bağlamında, iş kalitesinin artırılması hem Avrupa İstihdam Stratejisi (EES) hem de Avrupa Sosyal Gündemi’ nin yanı sıra Avrupa İstihdam Kılavuz İlkeleri ve dolayısıyla, ulusal eylem planları ve/veya ulusal reform programlarının da ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Bununla beraber, 2003 yılından beri, özellikle ekonomik gerileme bağlamında yeni makro ekonomik politika yönelimlerine ve değişmekte olan istihdam politikası ortamlarına cevaben, iş kalitesi konularına yapılan vurgu bir miktar azalmıştır.

Son yıllarda yaşanan bazı gelişmeler Almanya’ da işlerin kalitesinde görülen bozulmaya ilişkin olarak kamudaki endişelerin artmasına yol açmıştır. Bu arka plan temelinde, Avrupa Komisyonu, 21. Yüzyılda Avrupa için Yenilenmiş Sosyal Gündem’de, Almanya sosyal modelinin anahtar unsurlarından biri olarak daha fazla ve daha iyi işin teşvikine bir kez daha dikkat çekmiştir.

Bu modele göre, sosyal diyalog ve sosyal taraflar daha iyi işler yaratılmasında ve iş ve çalışma koşullarının kalitesinin iyileştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

Temel Bulgular

Avrupa sosyal modelinin kılavuz ilkesine rağmen, çalışma koşullarının düzenlenmesi ve iyileştirilmesinde sosyal diyalog ve sosyal tarafların oynadığı özel role ilişkin olarak, sosyal diyalog ve toplu pazarlığın şirket düzeyinde ve ötesinde çalışma koşullarını düzenlemenin temel bir unsuru olmasından, sosyal diyaloğun bu bağlamındaki rolünün hala tam olarak net olmadığı ulusal deneyimlere kadar değişiklik gösteren geniş bir çerçeve çeşitliliği görülmektedir.

Söz gelimi, Almanya’ da, hem ulusal hem de sektör düzeyindeki sosyal taraflar çok önemli rol oynamaktadır. Avusturya ve Almanya’da, sosyal taraflar ulusal düzenlemelerin uygulanması bağlamında önemli bir rol oynamaktadır.

Buna karşın, Çek Cumhuriyeti’ nde, sosyal taraflar ile iki taraflı sosyal diyaloğun rolü oldukça zayıf olup, bu ülkede sosyal diyalog ile çalışma koşullarının düzenlenmesi ve iyileştirilmesine yönelik olarak oldukça kuvvetli bir ‘hükümet merkezli’ yaklaşım görülmektedir.

Bu sınırlandırmalara rağmen, çalışanların çıkar temsilcileri ve toplu pazarlık ile şekillendiği haliyle sosyal diyaloğun etkisi hakkında bazı önemli sonuçlar çıkarılabilir.

Genel olarak, sosyal diyalog ve çalışma konseylerinin varlığının çalışma koşulları alanında örneğin, şirket temelli anlaşmalar şeklinde müzakere edilmiş ve kurumsallaştırılmış çözümler üzerinde açık bir etkisi söz konusu gibidir.

Çalışma konseylerinin daha esnek çalışma saati düzenlemeleri sağlanması yönündeki olumlu etkisi, Almanya IAB İşletme Panel Anketi ile teyit edilmiştir; ancak, şirket düzeyinde sosyal diyalog ile uygulamaya konan daha ileri eğitim tedbirlerinin miktarı arasında net bir ilişki görülmemektedir. İnşaat ve sağlık bakım sektörlerine odaklanıldığında, şirket düzeyinde çalışma koşullarının iyileştirilmesinde sosyal diyaloğun rolüne ilişkin iyi uygulama örneklerine dair bir iç görü sağlanmaktadır.

Söz gelimi, inşaat sektöründe, özel olarak işletme düzeyinde sosyal diyalog kültürü olumlu sonuçlar ve daha iyi çalışma koşulları için son derece önemli bir belirleyici faktör kabul edilmektedir.

Sağlık bakım sektöründe ise, çalışanların müdahalesi ve katılımının yanı sıra karar alma ve işletme gelişimi konusunda da işbirliğine dayanan bir kurumsal kültür, en önemli başarı faktörleri arasında sayılmaktadır. İki sektör arasında farklar bulunmakla beraber, her iki sektördeki sosyal taraflar iyileşme ve olumlu değişim için benzer ön koşulların altını çizmiştir

  • Site İçi Yorumlar
Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478